13 Temmuz 2013 Cumartesi


Ardına dönüp bakmadan, gitmeyi bilmeli belki de...




Bilindik bi yalnızlığın son caddesindeyim şu sıra, son kez okşadığım sardunyalara veda edip gidesim var buralardan. Artık devrik bir hükümdür gözlerim, ne yana dönsem Ankara, ve ne yana dönsem batık bir ben!

Şimdi tüm gölgelerden siliyorum adımlarımı tek bir iz dahi kalmasın diye...
Gitmeliyim diyorum, münteşir bi zamanın aralığına karışıp gitmeli. Biraz sahil kumu, belki biraz dağ tortusu bulaşmalı ayağıma.

Gitmeliyim...

Kim tutuyor dizlerimi, kim? Hangi aşkın koru saçılmış etrafıma da, ayaklarıma dolanıyor. Bilmiyorum...
Sadece bilmiyorum demek istiyorum bazen. 

Ben bilmiyorum derken, beni anlamanı istiyorum belki de.. Bilmiyorum öyle bişey işte...

Dedim ya,  sefil bi ev gibi kendime tütüyorum, yüzümü çalıyorum aynalardan, bakışlarımı siliyorum boşluklardan. 
Biraz sen, biraz sessizlik ve çokca tütün...
Sonrasımı, uzak bi dalış, soğumuş bi kahve, ve biraz iç titremesiyle, gitmenin verdiği o üşüme hissi...

Bak işte,ben gittim,  ve yine yokluğuma çalacak saat... Bil ki bu son olmayacak. 
Susucam, susucaksın... Ve biz sessizliği dinlemeye devam edicez, hiç bakışımda boğulmamış gibi...





22 Mart 2013 Cuma

Okuyun siz karar verin... 
Toplantıya gideceğim. Baktım geç kalma ihtimalim var, bindim bir taksiye, muhabbetçi bir arkadaş. O anlatıyor ben dinliyorum. Tam işyerinin önüne geldik. Ankara’da Bakanlıklar. Diyelim ki, taksi parası 9.75 TL tuttu, ben 10 TL uzattım. Hani hepimizin yaşadığı sahne vardır ya! taksici üstünü arıyormuş gibi yapar, siz de para üstünü alabilmek için bir ayak dışarda, inmemek için debelenirsiniz. Tam o sahne olacak. Şoför, para üstü varmı diye aranmaya başladı.


“Üstü kalsın kardeşim” dedim.

Döndü bana doğru

“Vaktin varmı ağabey?” dedi.

“Evet” dedim (tek ayağım hala dışarda)

Dörtlülere bastı,trafik dört şerit akıyor, indi araçtan. Önde bir büfe var. Gitti oraya, bir şeyler konuşup geldi. Bana 25 Krş uzattı. Belli ki para bozdurmuş.

“Birader” dedim, “9.75 değil, 10.50 yazssa istermiydin 50 krş.benden?”

-Ne alacağım ağabey 50 krş.u

-Peki niye gittin 25 krş.için o kadar uğraştın, üstü kalsın demiştim.

Döndü bana, attı kolunu arkaya :

-Vaktin varmı ağabey

-Var

-Çek kapıyı o zaman

Muhabbetçi bir taksici ile karşı karşıyayız.

5 dk.konuştuk. İngiltere’de profösüründen, bilmem kiminden eğitimler aldım. O taksicinin 5 dk.da öğrettiklerini, ingiliz hocalar haftalarca verdikleri derslerde öğretemediler.

Ağabey biz Keçiören’de 5 kardeşiz. Babam rençberdi benim, günlük yevmiyeye giderdi; artık inşaat falan bulursa çalışır gelir, o gün iş bulamamışsa, biz eve gelişinden,yüzünden anlardık. Durumumuz hiç iyi olmadı. Akşam yer sofrasında yemek yerdik. Yemek bitince babam bize”Durun kalkmayın” derdi.Önce dua ederdik sonra babam bize sofrada konuşma yapardı.

“Aha” dedim, “Bizim meslek”, seminerci.

- Ne anlatırdı baban

- Hayattta nasıl başarılı olunur?

O gün inşaata çağırmazlarsa eve para getiremiyor, sonra çocuklara hayatta başarı teknikleri anlatıyor.

-Babam işe gidince büyük ağabeyimiz onu taklit ederdi, delik bir çorapla pantalonun ceplerini çıkarır, dört kardeşi karşısına alıp “Dürüst olun, evinize haram lokma sokmayın” diye anlatırken, biz de gülerdik. Annem kızardı, “Babanızla alay etmeyin.O, hem dürüst hem de çalışkandır” derdi. Yan evde iki kardeş var, onların babası zengin. Babaları birahane işletiyor, ama adamda her numara vardı,kumar falan oynatırdı. Bizim yeni hiç bir şeyimiz olmadı,hep o ikisinin eskilerini kullandık.O amca mahalleden geçerken biz 5 kardeş ayağa kalkardık çünkü bize bahşiş verirdi.Babam eve gelince ayağa kalkmazdık. Çünkü hediye, para falan hak getire. Ağabey biz babamı kaybettik. Altı ay içinde yandaki baba da öldü, yandaki baba iki çocuğa 5 katlı bir apartıman, işleyen birahane, dövizler ve araziler bıraktı. Bizim baba ne bıraktıbiliyormusunuz?

-Ne bıraktı?

-Bakkal veresiyesi ve konuşmalarını bıraktı : “Evladım işinizi dürüst yapın, hakkınız olmayan parayı almayın…”falan filan. Ağabey aradan 15 yıl geçti, diğer 2 kardeş cezaevindeler, ne ev kaldı ne birahane. Ailesi dağıldı.

Biz 5 kardeş, beşimizin Keçiören de taksi durağında birer taksisi var hepimizin birer ailesi, çoluk çocuğu, hepimizin birer dairesi var. Geçenlerde büyük ağabeyimiz bizi topladı ve dedi ki :

“Asıl mirası bizim baba bırakmış.”

Hepimiz ağladık. 5 kardeş taksiciliğe başladığımızdan beri,taksimetrenin yazmadığı 10 krş.u evimize sokmadık. Her şeyimiz var Allah’a şükür.

Çok duygulandım, veda ettim, tam ineceğim:

-Dur ağabey,asıl bomba şimdi.

-Nedir bomban?

-Nerede oturuyoruz biliyormusun? O iki kardeşin oturduğu 5 katlı apartmanı biz aldık. 5 kardeş orada oturuyoruz.

Evladınıza ne araba bırakırsınız, ne ev, ne de başka bir miras. Evlada sadece değer kavramları bırakırsınız. Bakın iki baba da evlatlarına değer kavramları bırakmışlar.


Ahmet Şerif İzgören

2 Mart 2013 Cumartesi

               01.03.2013                                                                                            02:35
Bazı insanlar vardır, sizden kilometrelerce uzakta olsalar bile, hem en mutlu anınız da hem de en zor anınız da yanı başınızda hissettirirler. Ben onlara binlerce kez teşekkür etsem azdır. Sıkıca sarılsam olur belki :))
Geçirdiğim zor günlerimin 4. günündeyim ve onlar 24. günde olsa hep yanımda olacaklarına eminim... Sizi çok seviyorum "iyi ki varsınız" ve "iyi ki yanımdasınız"...

@Optumm; Aylar önce annemin ameliyatında en berbat günlerimde her şekilde destek oldun bana, asla unutmadım. Şimdi ben boktan günler geçiriyorum ve o yine benim yanımda. Desteğini ve o güzel sözlerini beni sakinleştiren sözlerini ve seni asla unutmicam. "iyi günün de var lakin kötü günlerinde her daim yanında olan öyle bir değer" Seni çok seviyorum Azeri güzelim benimm :)) "bu dediğim sürpriz değil, yakında ;))"

@Semtrolog; Öyle şirin, öyle içten, öyle sıcacık cümleleri var ki huzur bulmamak imkansız, "iyisin bak demi doğruyu söyle" derken, alıp ısırasım gelen, küçük bi bebek gibi sarıp sarmalamak istediğim, her sözüyle gülümsememe huzur bulmama neden olan insan, sonsuz teşekkürler sana. Gülüşlerimin sahibi,gamzelerini yerim kii, sıpann seni çok seviyoo :))

@Brtbgy; Ben hep derim ki "bazı insanlar nefes alış verişi gibi, yaşadığınızı hissettirir." Onlardan biri işte, 7/24 konuşsak sıkılmayız.Kavgalarımız bile tatlı çocuk gibi görseniz ölürsünüz gülmekten :)) " Sen şu an ordasın ama hep aklımdasın" deyip her an yanımda hissettiren, sözleriyle gülümsetip geçicek bu da diye destek olan güzel insan, sonsuz teşekkürler sana. Şapşal suratlım benim, uzak da olsan hep hayatımda ol ve olacaksın :))

@Bisikonuscamdur; Bazen seni nasıl seveceğimi şaşırıyorum, kısacık sürede bu kadar mı insan sever diyorum, ama seviyormuş işte, kardeşlerin en tatlısı en vefalısı hep bu günlerde ki gibi yanımda ol emi o güzel sözlerini gülümsetmelerini eksik etme üstümden. Çok seviliyosun sol tarafımdan ;) "seni çok seviyorum<3" diye defalarca üstüste attığın o mesajları da seni de yeyip bitircem bi gün :)) Neyse sevgilimm aşkımızı kıskanıyolar sonra daha fazla senden bahsetmicem kendime saklıcam :D 

Daha fazla uzatamıcam ellerim acıyo üzgünüm, hemşire de ters ters bakıyo kapat artık der gibi, şimdilik bunu yazmayı borç bildim dahası iyi olup eve dönünce gelicek :))

Sizi çok seviyorum bitanelerim benimm "İYİ Kİ VARSINIZ"...

4 Ocak 2013 Cuma

Ne zaman geçer bu flu!
Dün gece uzun uzun düşündüm, bi yolunu buldum mu? Hayır.
Aslına bakarsan blog değişmek istiyorum. Uzunca geçen bi sürenin ardından güven hissini yeniden yaşamak istiyorum. Ama bazen o kadar aptal olabiliyorum ki mutluyken o mutluluğu elimin tersiyle bi kenara atıp güvensiz bi aptal olmaya devam ediyorum.
Şans vermek istiyorum, bi kendime bakıyorum bide karşımdakine, yazık diyorum. Benim gibi birini hak etmiyor! Kim karşısındakinin güvensiz bi sorunlu olmasını ister ki. Açık konuşayım ben istemem şahsen. Ama bekliyorum bişeyler düzelir yoluna girer herşey, güzel olur umudu da yeşermeye yüz tutacakken bi anda sinirlerime yeniliyorum.
Kontrolsüzüm, kabul ediyorum, ama bi süre sonra da pamuk gibi yumuşacık olup unutmayı başarıyorum, affediyorum, ama sevdiğimden, ama sinirimin geçmesinden, bunu bilmiyorum.
Ama bişeylerin kırılıp döküldüğü gerçeğini değiştirmiyor benim yumuşamış olmam.

Neyse blog, aslında demem o ki. Birinin gelip beni bu hislerden kurtarmasını belkiyorum çaresizce... Kim bilir belki o'dur! Bilmiyorum...

Keşifleyin; http://www.youtube.com/watch?v=YIHMPc6ZCuI

17 Aralık 2012 Pazartesi


Sessiz Ayrılıklara Çığlığım!

Kanlı bir pençeye siliyorum yüzümü, gözleri derinleşiyor ruhumun. Uğultu tırmalıyor kulaklarımı, biraz kanlı bıçaklı...
Ağır ağır giderken bedenim senden, selam veriyor kaldırımda ki çiçekler. Kimse bilmiyor, onlar çoktan öldüler!
Son sözlerimi savuruyorum yüzüne, gün alacakaranlığa dönerken. Sen gözlerine kör bakmayı öğretme sevgili, olma benim gibilerden!
Ey aşk!
Kaçıncı kırbacın bu sırtımda ki, yokluk doğuruyorum bir yandan, bir yandan kar ve kırmızı bir aşk. Şimdi hangi yamaca saklarsın sevdanı?
Desem ki her şeye rağmen çok şükür!Neye? Kime? Niçin?

Beni yüreğimden öpsene !
 
http://fizy.com/#s/1aj2h7

10 Aralık 2012 Pazartesi


"Bir zamanlar" diye başlayan bi masal anlatıcam bugün size.Bakalım beğencekmisiniz.

Bir zamanlar bir kasabanın 4 ayrı mahallesi varmış. 1. mahallede "evet, ama" lar yaşıyormuş. Evet ama'lar ne yapması gerektiğini bilenlermiş hep düşünürlermiş.Cevaplar kednilerine göre hep doğruymuş, suçu başkalarına atmakta da çok ustalarmış.

 2. mahalle de "yapıcamlar" yaşarmış. Ne yapacaklarını bilirlermiş.Kendilerini yapacakları şeye adım adım hazırlarlarmış, ancak, yapacakları sırada şanslarını kaçırdıklarını farkederlermiş, bu mahallede bu insanların dizleri, dövülmekten yara bere içinde kalmış.Yaşamı ertelememek için verdikleri kararı bile ertlerlermiş yapıcamlar
. 3.mahallenin "keşkecileri" hayatı algılama güçleri mükemmelmiş ne yapılması gerektiğini daima keşkeciler bilirmiş.Herşey olup bittikten sonra keşkecilerin başları kanarmış hep duvarlara vurmaktan.

Kasabanın en yeşil bölgesinde en güzel evlerin olduğu mahallede ise, "iyi ki yaptım"lar otururmuş. Keşkeciler bu mahallede yürüyüşe çıkar etrafı hayranlıkla izlermiş.Yapıcamlar, keşkecilerle bu güzel mahallede yürüyüşe çıkmak ister ama bi türlü fırsat bulamazlarmış. Evet ama'lar ise ağaçların yeterince gölgesi olmadığından,güneşin daha erken saatte doğması gerektiğinden sürekli dem vurarak şikayet ederlermiş. İyi ki yaptım mahallesi sakinleri de beyinlerinin mazeret üretme bahanesi olmamasıymış. Hikaye bu kadar. Ama size sorum şu.

Siz kimlerden siniz ?

"Evet, ama" cılardan mı ? "Keşke"cilerden mi? Yoksa "Yapıcamlardan mı" ?
Kim bilir belki "iyi ki yaptım-cı sınızdır!
Kimlerden siniz? Cevabını yine kendiniz vereceksiniz...
Benden bu kadar mmuahh :))


9 Aralık 2012 Pazar


Bi süredir radioda dinleyip kim bu söyleyen diye delice arayıp durduğum bi parça. Sonunda Virgin radio da buldum thx virgin. hadi biraz şarkıya öbeklenelim!