26 Mayıs 2012 Cumartesi


Siyahi Gecenin Kaleminden...

Sonsuz gece. Beni karanlığının içine aldın. Boğulmama ramak var. Saatler akıp geçmekte.
Zaman her ne demekse, gözyaşları içindeyim. Bu nasıl bi gece? Bu nasıl bi sıkışmışlık? Bu nasıl bi çaresizlik? Hiç bi yanıt yok. Bu nasıl bi yalnızlık ? Bu nasıl bi düşünce?
Ben nerdeyim? Ben kimim? Dünya olduğu iddia edilen yere ben ne zaman(!) ve nasıl düştüm? Bu ne biçim bi masal? Uyanmak mı iyi, hiç uyanmamak mı? Uyumaya çabalamak mı, uyutulmak mı?
Tarifsizim...
Sayısı çözülemeyen sayıda düşünceler beynimi yiyip tüketti. Çok fazlalar ve her biri diğeriyle çarpışıyor. İrili ufaklı patlakcıklar oluşuyor beyinciğimde. Çoklar!
Ey uyku tozu, gel de ruhumu bedenden ayır! Bu nasıl bi işkence...
Tatminsizim...
Her gece olduğu gibi rüya aleminde gezintiye çıkar beni. Dünyadakiyle birebir zıt rüyalar!
Geçen gece yaşlı ve tanımadığım bi kadın beni gezegenin birinde yer alan evine götürdü. İnanılmaz büyüklükte bir ev, sayısız odalar, eşsiz mimari odaların içinden geçen deniz. Görülmedik tuhaf objeler...
Dün gece insanlar gördüm. Derileri şeffafdandı. İçlerinde kan damarları ve kemikcikleri saydam şekilde gözükebilioyordu. Sonra bu insancıklar akışkan hale gelip bi masa formunu aldılar. Kanları ve kemikleri gözükerek...
Deliyim! Deliriyorum...
Ey bulutların arasından çıkıp gelen moon. Bu yolculuk nereye gider? Yol boyu ışığın eksilmesin üzerimden! Sensiz önümü göremem. Sen varsın diye artık ölebilirim! Bilebilirim yaşamayı da, savurup - savrula da bilirim...
Anlamsızım...
Bu yalnızlık hep durur mu insanda? Gitmeyen bi o mu var? Kök salan, sarsılmayan...
Akılsızım...
Ben neden uyamıyorum bu dünyanın düzenine? Neden hep insanlar uyanıkken uyumayı seviyorum ve uyuyamıyorum onlar uyurken? Karnım neden düzenli aralıklarla acıkmıyo ve hep aynı şeyleri istemiyor? "Canım annemin olduğu gibi." Neden söylenen saatlerde bulunamıyorum belirtilen yerlerde? Neden telefon açamıyorum çok sevdiğim kan bağlantılılarıma da; kafamda o kadar hayal edip hatırlarını sorduğumu ve gerçekmiş gibi inanıyorum? Neden kapı kapı dolaşıp onların hayatlarına bi süreliğine misafir olmak istesem de evimden dışarı adım atamıyorum? Neden çürümeyi seçiyorum ve hiç bişey yapmayı her şeyden iyi becererek? Neden bu dünyaya alacağım ya da borcum yok? Neden hep kolayları tercih etmem? Neden zoru görünce bin türlü kararsız sorgulamam ve sonrasında 80 tane yumurtayı yolun ortasında öylece bırakıp kaçmam ve onların akıbetini, kimlerin eline geçeceğini düşünmemem? Neden bu umursamazlığım? Neden bu doğal dengeye inanışım?Her şeyin bi şekilde kendi kendine yolunu bulacağına inanmam? Neden bu ifadesizliğim?Anlatmak isteyip de anlatamamam? Tariflemek isteyip de beceremem? Neden hiç tamamlayamamam? Neden hep yarıda bırakmalarım? Hep başlamam ama bitirememem? Neden bu açgözlülüğüm, doyumsuzluğum, maymunluğum?
Neden bu çıldırtıcı sessizliğim - sensizliğim...
Neden bu cansıkıcılığım...
Neden bu işe yaramazlığım...
Neden hiç'liğim...
Neden odaklanamıyorum? En ufak bi sarsıntıda neden devriliveriyor bütün puzzle parçalarım? Neden yeniden başlamak yerine kendimi başka bi tercihin daha iyi olacağına ikna etmem...
Hayata karşı bu ilgisizliğim ve isteksizliğim nerede duracak? Bu amaçsızlığın amacı ne ? Neden bu kadar zor bu dünya mekanında, her insanın yaptığı gibi oyalayıcı küçük işler bulup bunu sürdürememem?
Neden aidiyetsizliğim?
Neden hep devrik cümleler?
Neden hep siyahi?
Siyahilerim bir gün Maviye dönüşecek mi?

2 yorum:

  1. insan bazen içinde bulunduğu boşluktan çıkmak için bir sebep arıyor ama nafile.

    YanıtlaSil